Onaysız Hareket Edemeyen Bir Ekip: Liderlik mi, Yoksa Görünmez Bir Pranga mı?

“Eğer ekibiniz sizin onayınız olmadan hareket edemiyorsa, liderlik etmiyorsunuz. Güçlü liderler kendi kendine düşünen ekipler oluşturur” yazan bir görsele denk geldim. Harika ekiplerle çalışıp, harika sonuçlar ürettiğimiz kendi çalışma ve yöneticlilk hayatım gözümün önünden film şeridi gibi geçiverdi biran.

Örneklemem gerekirse; bir an için kendinizi devasa bir orkestranın şefi olarak hayal edin. Her müzisyen enstrümanına hakim, her nota kağıtta yazılı. Ancak şöyle de bir sorun var: Kemancı yayı her kaydırdığında, davulcu bageti her vurduğunda gözlerinizin içine bakıp “Şimdi mi?” diye onay bekliyor. Bu senfoni kulağa nasıl gelirdi? Muhtemelen ritmi bozuk, ruhu çekilmiş ve her an durmaya mahkum bir gürültü yığını gibi.

Ya da, bir an için kendinizi son teknolojiyle donatılmış, devasa bir üretim tesisinin Genel Müdürü olarak hayal edin (hayali bile güzel). Her makine kalibre edilmiş, her operatör eğitimli, kağıt üzerinde herşey harika. Ancak tuhaf bir durum var: Montaj hattındaki her işçi, bir vidayı sıkmadan veya bir paleti almadan, kaydırmadan önce durup sizin gözünüzün içine bakıyor ve “Sıkayım mı?” diye onay bekliyor. Bu hat ne kadar verimli çalışabilir ki? Muhtemelen toplam ekipman etkinliği (OEE) yerlerde sürünen, her saniyesi maliyet yazan bir kaos merkezi haline gelirdi.

Kurumsal yönetimlerde sıkça rastladığımız bir paradoks vardır: Bir liderin gücü, kendisini ne kadar “gereksiz” kılabildiğiyle ölçülür. Başarısı, kendisini sistem içinde ne kadar “ikame edilebilir” kıldığıyla ölçülür. Eğer ekibiniz sizin onayınız olmadan tek bir adım bile atamıyorsa, sizin onayınız olmadan tek bir çarkı bile döndüremiyorsa, aslında siz bir liderlik yapmıyorsunuz; sadece tüm operasyonun, fabrikanın tıkanmasına neden olan bir “dar boğaz” (bottleneck) yaratıyorsunuz.

 

Akışında “Onay” Darboğazı

Üretimde çevrim süresi (Cycle Time), bir ürünün başlangıçtan bitişe kadar geçen süresidir. Hattın herhangi bir noktasında birikme olduğunda, tüm sistem yavaşlar. Liderlikte “her şeyi bana sorun” yaklaşımı, tam olarak bu üretim akışındaki mekanik bir tıkanıklıktır.

Tıpkı bir üretim hattında hatalı bir sensörün tüm bandı durdurması gibi; bir lider ekibine yetki devretmeyip her kararı kendisine bağladığında, organizasyonun “karar üretim kapasitesi” durma noktasına gelir. Operatörler elindeki parçayı işlemek yerine liderin kapısında onay kuyruğuna girdiğinde, o tesisin rekabet gücü erir gider.

“İyi insanları işe alıp onlara ne yapacaklarını söylemek bana mantıklı gelmiyor. Biz iyi insanları işe alırız ki onlar bize ne yapacağımızı söylesinler.” — Steve Jobs

 

Sistem Mimarı mı, Yoksa Hat Sorumlusu mu?

Gerçek bir lider, bir sistem mühendisi gibi çalışır. Standart operasyon prosedürlerini (SOP) belirler, tolerans aralıklarını tanımlar ve hattın kendi başına, hatasız akışını izler. Eğer sistem her adımda mühendise “Bu parça standartlara uygun mu?” diye soruyorsa, orada bir sistem tasarım hatası var demektir.

  • Bağımlı Ekipler: Yetki sınırlarını bilmez, sorumluluktan kaçar ve sadece “komut” bekler. Bu, entelektüel bir ıskarta (scrap) üretimidir.
  • Otonom Ekipler: Kalite standartlarını bilir, sapmaları önceden sezer ve sizin vizyonunuzu kendi teknik ustalıklarıyla işleyerek katma değer yaratırlar.

Ray Dalio’nun “İlkeler” kitabında bahsettiği otonomi, üretimdeki “Jidoka” (insan dokunuşlu otomasyon) kavramına benzer. Bir sorun olduğunda sistem durur, hatadaki herkes çözümün parçası olur; ancak sistemin yürümesi için liderin sürekli başında durup düğmeye basması gerekmez.

Kendi Kendine Çalışan Bir “Üretim Hattı” Nasıl Kurulur?

  1. Tolerans Aralıklarını Belirleyin: Üretimde bir parçanın mikronluk sapma payı neyse, yönetimde de “karar toleransı” odur. Ekibinize, hangi sınırda kendi inisiyatiflerini kullanabileceklerini net bir şekilde çizin. Bu çerçeve hayati önemlidir.
  2. Prosesi Öğretin, Çıktıya Odaklanın: İnsanlara sadece “makineyi çalıştırın” demeyin; onlara ürünün nihai amacını ve müşterinin beklentisini anlatın. Sürece hakim olan ekip, en verimli yöntemi kendisi geliştirir.
  3. Hata Giderme (Poka-Yoke) Kültürü Kurun: Onay makamı olmak yerine, hataların yapılamayacağı sistemler kurun. Size bir sorunla gelindiğinde “Şimdi ne yapacağız?” yerine “Senin bu sorunu çözmek için önerdiğin teknik yöntem ne?” diye sorarak inisiyatif motorunu ateşleyin. Koçluk yapın, hatta bunun eğitimini alın.

Eğitimler için size önereceğim 2 isim var, tartışmasız Türkiyenin en iyileri arasında olduklarını düşündüğüm, kendimde uzun yıllar, uzun programlarda eğitimlerine katıldığım eğitmenler: Ömer Uzun, Fatih Güvercin. Linkedin de kolayca bulabilirsiniz. Mutlaka tanınması gereken, içeriklerinin sindirilmesi gereken 2 duayenler. 

 

Fabrikayı Kapatmadan, Gönül ve Kafa Rahatlığıyla Tatil Yapabilmek

Eğer bugün tesisin anahtarlarını ekibinize bırakıp bir hafta boyunca telefonunuzu kapattığınızda üretim planı tıkır tıkır işliyorsa, tebrikler; siz gerçek bir endüstriyel lidersiniz. Ancak her duruşta, her firede telefonunuz çalıyorsa; kurduğunuz yapı bir işletme değil, sizin yorgun omuzlarınızda duran bir yük vagonudur.

Güçlü liderler, kendileri yokken de en karmaşık siparişleri sıfır hata ile teslim edebilecek ekipler inşa edenlerdir. Unutmayın; üretim sadece makinelerle değil, karar alabilen özgür beyinlerle yapılır. Peki, siz ekibinizin önündeki yolu mu açıyorsunuz, yoksa bandın önünde duran o aşılmaz engel misiniz?

Sizin üretim hattınızda kararlar nasıl akıyor? “Onay bekleyen” bir yavaşlıkta mı, yoksa “inisiyatif alan” bir hızda mı? Kendi işletmenizdeki ‘darboğaz’ anılarınızı yorumlarda paylaşın, verimliliği nasıl artırabileceğimizi tartışalım.

Hakan Müştak

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

question razz sad evil exclaim smile redface biggrin surprised eek confused cool lol mad twisted rolleyes wink idea arrow neutral cry mrgreen

*

Captcha Kontrolü * Zaman aşımı, sayfayı tekrar yükleyin


Top